Şimdi çocukla gezme zamanı!

reklam alırsam

Post Page Advertisement [Top]

Alaçatı'ya sırf onu tekrar görebilmek için gidebilirim..
Hayatımda tanıdığım nadir çok özel insanlardan biri o..
Dinlediğim hayat hikayesiyle, yaşadıklarıyla.. Yaşantısı ve dünya görüşüyle beni derinden etkilemiş bir insan..

Bir yere seyahat etmeden önce muhakkak çok araştırma yaparım, huyum kurusun.
İtalyan usulü makarna yapan bir mekan arayışı içindeydim Alaçatı'da. 
Oburcan'ın bu yazısını gördüm ve ''Kesinlikle aradığım mekanı buldum!'' dedim.
Makarnaları günlük olarak sipariş üzerine kendi elleriyle açıyor, kurutuyor ve kesiyormuş, daha ne olsun?
İstediğimiz sadece balayımızın bu taze günlerinde sadece hoş bir ortamda, romantik bir akşam yemeği yemekti.. Nereden bilebilirdik unutulmaz bir dost edineceğimizi..

Mehtap Hanım'ın (Hanım diyordum o zaman şimdi canım Mehtap ablam o benim:)) ) telefon numarasını aylar önceden telefonuma kaydetmiştim telefonuma, Pasta Pasta diye.. Günler öncesinden sipariş vermek gerekiyor diye Alaçatı'ya gider gitmez aradım hemen. Öyle güçlü bir enerjisi var ki.. Telefonu kapatırken bile daha tanımadan yüzünüzde kocaman bir tebessümle kapatıyorsunuz telefonu.. Rezervasyonumuzu yaptırdık ve belirlediğimiz tarih gelince mekanını keşfetmek üzere bisikletlerimize atladık. Mekanın nerede olduğunu bulmaya çalışırken sokağın başından hoş bir klasik müzik sesi dikkatimi çekti ve istem dışı olarak müziğin olduğu yere yöneldik ve bu çok cici mekanı bulduk. Meğer aradığımız Pasta Pasta burasıymış, nasıl sevindik anlatamam.

Mehtap ablacım bizi görünce bizden daha çok sevindi ama :) O da tıpkı benim gibi tam bir bisiklet aşığıymış.. Ayrıca balayı çifti olduğumuzu öğrenince sevinci ikiye katlandı. Ama sonra ''Ahh, keşke balayı çifti olduğunuzu söyleseydiniz gençler'' dedi. Romantik bir ortam hazırlarmış bize, ama ne gerek var ki; zaten fazlasıyla romantik bir ortam değil mi sizce de?

Birbirinden güzel müzik CD'leri.. Nostaljik, romantik, klasik.. Hepsi benim zevkime göreydi.. Hayran kalmamak elde değil.. Bana nostaljik müzik olsun yeter zaten..

Bu ne olabilir sizce? Mehtap abla o kadar duygulu bir insan ki..
Evlatlarının çocukluk ayakkabılarını saklamış yıllarca.. Görünce duygulanmamak mümkün mü?
Ve duvarında bir tablo dikkatimi çekiyor;
İyi yemek..
İyi Arkadaşlar
İyi zaman..
...
öyle değil mi gerçekten?

Yemeğimize ilk olarak portakallı çorba ile başladık.. Daha önce hiç portakallı çorba içmemiştim, ama çok sevdim. Tatlı ile tuzlunun uyumu bu olsa gerek :)

Sonra meze tabağımız geldi. Havuçlu, kerevizli, kırmızı lahanalı bu mezelerin hepsi de birbirinden güzeldi.. Lezzetini bir yana bırakalım da sunumu ayrı bir güzel değil mi sizce de? Kalpli kalpli :)

Ön yargılarınızı kırmaya hazır olun; çilek, peynir, soğan, ceviz ve ıspanak.. Mutlaka denemelisiniz.

Beni en çok heyecanlandıran kısma geldik sonunda :) Emek emek elleriyle açıp, tek tek kestiği, kuruttuğu pişirdiği bu makarnanın damak çatlatan tadı gibi sunumu da harikaydı..
Detaylar önemlidir :) Tabağın kenarındaki kalbe dikkat ;)

Ve son olarak Karpuzlu dondurmamız..

Sunum her zamanki gibi müthiş.. :) Bir gün ben de böyle şekilli sunumlar yapmayı öğreneceğim inşallah :D
Bu güzel dondurmayı Mehtap Ablacım kendisi yapıyor, karpuz çekirdeklerini çikolata parçacıklarıyla yapmış, üzerindeki frambuaz sosunu ise Almanya'dan özel olarak getirmiş.. Çok lezzetliydi.. Tadı damağımızda kaldı..

O gece tadı damağımızda kalan tek şey lezzetli yemekler değildi sadece..
Yıllardır tanışıyormuşuz gibi, yanından ayrılmayı hiç istemediğimiz bir dostumuz vardı artık..
Tadı damağımızda kalan bir dostluğumuz..
Neler konuşmadık ki o gece.. Neler..
''Siz yeni evlisiniz.. Şimdi her şey toz pembe.. Hayat bundan sonra başlayacak, birbirinize saygınızı yitirmeyin asla.. Saygı bitince sevgi de aşk da kalmıyor..'' diyor.. Ne kadar da doğru..
Sonra gözleri doluyor ve Ahmet'e dönüp; ''Bu kızı üzmeyeceksin! İki elim yakanda olur üzersen.. Kadınlar siz erkeklerden çok farklı olur.. Çok daha hassas olur.. Eşini anlamaya çalış.. Kıymet ver, sen ona bir ver o sana on verir.. Biz kadınlar böyleyiz işte.. Sen ona bir adım gel, o sana on adım koşarak gelir.'' diyor.. Benim de gözlerim doluyor..
Mehtap ablanın özel hayatını anlatmak istemiyorum, belki anlatmamı istemez çünkü..
Ama anlatsam siz de çok seversiniz, hayran kalır, ayrı bir seversiniz..
Çok duygusal bir insan.. O kadar temiz kalpli ki..
Aynı zamanda çok zeki bir kadın.. Bir o kadar da güçlü..
Balayında olduğumuzu unuttuk, Mehtap Abla'nın tatlı sohbetine daldık..
O da çok sevdi bizi, her ziyaretçisine vermiyormuş bu defteri.. Bugüne özel yaşadıklarımızı, duygularımı yazdım deftere.. Yazacak öyle çok şey vardı ki oysa..

Ben deftere duygularımı karalarken Mehtap abla da İnstsagram Hesabına üçümüzün çekildiği fotoğrafları yüklüyor.. :) Haha, gelen yorumları da söylüyor hemen. Herkes balayılarının 3. gününde olan bu genç çiftlere mutluluklar diliyor :) Canlı canlı, paparrazi haberleri gibi :D


Ertesi gün bisikletlerimizle yine Alaçatı sokaklarını keşfe çıkmışken bir de bakıyoruz kim var karşımızda;

''Aaaa Mehtap ablaaa!..! diye çığılığı basıyorum tabi.. Nasıl seviniyoruz, nasıl sarılıyoruz birbirimize.. 1 günde bile böyle özlenir böyle tatlı bir insan..

Artık müdavimi oldum buranın, böyle de yardım ederim ben Mehtap ablama :))

Gündüz ayrı bir güzelmiş burası.. İnsanın hiç ayrılası gelmiyor buradan.. Hiç ama hiç :(

Bir fincan kahvenin 40 yıllık hatırı varmış. İllaki kahvemi içeceksiniz diyor Mehtap Ablacım.. O güzel elleriyle kahvesini yaparken, ben yine Alaçatı'yı seyre dalıyorum..

Kahvelerimiz geliyor ama o da ne? Yabancı misafirlerimiz var :D
Alaçatı'yı keşfe çıkmış bu iki yabancı misafirlerimizle gün içerisinde çokça kez daha karşılaştık.. Ellerimizde fotoğraf makinelerimiz.. Alaçatı sokaklarını hayran hayran dolaşırken onlardan çok da farklı değildik.. :)
Soldan ikinci sırada Mehtap ablanın yanındaki de Yasemin Erguder. Genç kız gibi göründüğüne bakmayın, benimle yaşıt kızı var. Abla-kardeş gibi olan anne-kızlara hep bayılmışımdır zaten. Kendisi ayrıca Tekstil alanında söz sahibi çok başarılı bir iş kadını. Fırsat buldukça Alaçatı'ya kafa dinelemeye gelen şanslı kişilerden yani :)
Mehtap ablanın bu güzel mekanın ayrılmadan önce boynumu büktüm, ''Bir gün ben de yemek yapmayı öğrenebilecek miyim, böyle senin gibi güzel yemekler yapabilecek miyim dedim. Avucuma bir melek sıkıştırdı.

Bu meleği yurt dışından kızı getirmiş..
Bana meleği verirken dedi ki;
Evinin işi, yemek, hepsi yapılır.. Yapılmadığı zamanlar da olur.. Evin çok mu dağıldı? Bırak dağınık kalsın.. Yerler hep toz mu oldu.. Toz değil onlar.. Sana verdiğim bu meleğin kanadından düşen tüyler onlar.. Her şey senin bakış açında gizli.. Küçük şeylerle uğraşmaktan büyük anları kaçırıyoruz hep bu hayatta.. Sevdiklerimizi ihmal ediyoruz.. Eşine, kocana sahip çık, onu ihmal etme.. Sahip çık ki o da sana kıymet versin, sahip çıksın, korusun..

Diyorum ya.. Alaçatı'ya sırf onu tekrar görebilmek için gidebilirim..
Hayatta tanıdığım nadir ince ruhlu insana selam olsun!
           Kocaman Sevgiler Herkese...



+

Bottom Ad [Post Page]

| Designed by Seyyah Aile