Şimdi çocukla gezme zamanı!

reklam alırsam

Post Page Advertisement [Top]

Balayı insanın hayatında 1 kere yaşayabileceği..
ve ömrü boyunca unutamayacağı anılarla döneceği bir tatildir.
Gözlerden, kalabalıktan uzak sakin ve romantik bir mekandı bizim aradığımız.
Tam da Ağva evlerine karar vermek üzereyken Alaçatı'daki La Capria Suit oteli bulduk ve resmen aşık olduk buraya..
Renkli bir rüya gibi, uyanmaktan istemediğim tatlı bir düş gibi..
Hala unutamadığım.. Unutmak da istemediğim bir balayımız oldu bu otelde..

Renk cümbüşünün büyüsüyle başımızı döndüren balayı otelimizin döşemeleri İtalya ve Provence'den, eşsiz antika aksesuarları ise Endonezya ve Fas'tan getirilmiş.

Burası hemen bizim odadımızın yan tarafında bulunan ve akşam üstü meyve suyu kokteylerimizi yudumlarken keyif yaptığımız havuz başı. 

Hava biraz daha kararınca çok daha romantik oluyor burası.

Otel'de her biri birbirinden farklı desenlere sahip 20 oda bulunuyordu. Genellikle balayı çiftleri Love Suit odayı tercih ediyorlarmış. Biz de Love Suit Odalarından Sole'yi tercih ettik

Burası odamızın oturma bölümü. Arka taraftaki yatağın bulunduğu bölümü oturma bölümüyle ayıran bir perde de bulunuyor. Akşamları otelimizin film arşivinden romantik filmler seçip odamızda patlamış mısır eşliğinde filmler izledik..
Ayrıca odamıza bırakılan romantik müzikler hala dilimden düşmüyor.
Yazımı okurken odamızda sürekli çaldığımız şarkılardan biri olan ''Cupid''i  dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum, eminim ki seveceksiniz..

Perdeyi örttüğümüzde bile oldukça geniş bir alan kalıyor, ayrı bir oda gibi oluyor yani.. Yatma alanı için ayrılan bu bölümde de alan oldukça geniş.

Odamızdaki şömine detayı en sevdiğim şeylerden biriydi.. Buz gibi meyve kokteylerimizi yudumlarken şömine karşısında ısınmanın keyfi tarif edilemez.

Balayı çifti olduğumuzu bildikleri için odamızı süslemeyi ihmal etmemişler.
Sizce de çok hoş değil mi?

Odamızdaki tüm detaylar olabilecek en ince şekilde düşünülmüştü.

Havlularımız bambu havlu olduğu için yumuşacıktı.

Kişisel bakım için gereken her şey fazlasıyla mevcuttu ve günlük olarak yenileniyordu.

Jakuzi için kullanılan bu banyo köpüğünün kokusu gerçekten çok ama çok hoştu..

Molton Brown ürünlerini daha önce denememiştim ama yaptığım küçük bir araştırma sonucunda dünyada sadece 13 özel otelde bu ürünlerin kullanıldığını ve İngiltere Prensi'nin de balayı otelinde bu ürünleri kullandığını öğrendim. Haberi burada. Şaşırtıcı değil mi?
Ama vücüt losyonu gerçekten cildi yumuşacık yapıyor..
Duş jelinin kokusu ise şu ana kadar kullandıklarımın arasında en güzeli gerçekten.

Odanın tamamını tek bir kareye sığdırmak için panoramik çekildi fotoğraf.
Odamızın genel olarak görüntüsü bu şekilde.

Burası otelin lobisini girişi. Otelimizin her yerinde olduğu gibi burasında da mumlarıyla ışıldıyor..

Burası ise eşimin omzuna huzurla  başımı dayayıp,
gazete ve dergilerimizi okurken kahvemi içtiğim otelin lobisi.

Otelimize gitmeden önce otel hakkında hayli araştırma yapmıştım, huyum kurusun.
Yemeklerimizi ünlü bir İtalyan şefin hazırladığını bilip de tüyo almadan dönmek olmaz değil mi?

Ve şömine yakılır..

Sofralar kurulur..

Bu gördükleriniz parmesan peyniri ve ünlü İtalyan şefimizin kendi üretimi özel bir et.
Çok özel baharatlarla marine edilerek oluşturulan bu eti Türkiye'de sadece Ünlü İtalyan Şefimiz Cheff In The Black yapıyormuş.

Olmazsa olmazım, makarna..
Bir makarnayı makarna yapan sosudur bence..
Bu makarna daha önce hiç bir İtalyan restorantında denemediğim çok farklı bir sos ile yapıldı.
Yapılışını izledim ama şefimize sözüm var, bu sırrı veremeyeceğim.

Etle pek aram olmasam da bunu sevdim, yine sosu kurtardı bence.

Mmm... İçi yumuşacık çikolata soslu, üstü sütlü kremalı sufle..
Kilo almaktan korkmasam her gün yerim, o derecede bayılırım kendilerine..

Burası odamızın terası..
Sabah kahvaltılarının belli bir saati yok. Burası balayı oteli olduğu için siz ne zaman uyanırsanız o zaman hazırlanıyor kahvaltınız. Diğer odalarda kalanlar kahvaltılarını havuz başında yapsa da  biz genellikle kahvaltımızı terasımıza istiyorduk.

Çeşit çeşit reçelleri ve peynirleriyle, damak çatlatan zeytinyağı ve zeytinleriyle gerçekten çok doyurucu bir kahvaltıları vardı. Uzun uzun kahvaltı keyfi yapmak istiyor insan, Alaçatı'nın usul usul esen rüzgarı eşliğinde..

Sizin için rica ettim, ve diğer odaları da fotoğrafladım. Hepsi ayrı bir renk.. Hepsinin farklı bir ruhu var adeta..

İnsan bu odalara girince çıkmak istemiyor..

Renk renk dokular içinde kaybediyor insan kendini..

Elinizi yıkamak için gittiğiniz lavabo dahi..

''Renkli bir rüyada mıyım?'' sorusunu sorduruyor insana.. Hem de defalarca..

Cibinlikli yataklarıyla..

Mumları ve ışıltısıyla..

Asırlık Alaçatı evlerinin taş duvarlarıyla..

Yeşillikler içindeki bahçesiyle..

Ve yanınızda da sevdiceğiniz, aşkınız, her şeyiniz var ise..

La Capria Suit Hotel kesinlikle aşkını dolu dizgin yaşamak isteyenlere göre..

Beren Saat ve Kenan Doğulu da bizimle aynı şekilde düşünmüşler ki, onlar da Alaçatı'ya geldiklerinde La Capria Suit Otel'i tercih etmişler.
Otel müdürü Mert Bey'den öğrendiğim kadarıyla onlar da Love Suit odalarından Sole'de kalmışlar.

Dünyaca ünlü The Times Gazetesi'nde Avrupa'nın en heyecan verici oteli seçilmiş balayı otelimiz.
Milano Armoni oteli bile geçerek bu ünvanı kazanması  balayı oteli için gerçekten doğru bir karar verdiğimizi gösteriyor.
          Ve kaldığımız süre boyunca hep aynı cümleyi tekrarladık;
                   ''Keşke buradan ayrılmak zorunda kalmasak, hep burada yaşasak..!''
Balayı yazılarımın devamı gelecek, takipte kalın.
Kocaman sevgilerimle..



Bottom Ad [Post Page]

| Designed by Seyyah Aile